28 Nisan 2016 Perşembe

Duvar Yazılarım 9





İttiklerinde düşmeyecek kadar sağlam olmayabilirim ama her düştüğümde tek başıma kalkabilecek kadar ışığım var.
Başkalarının öğrenilmiş çaresizliklerini dinlemeyin, her yapamazsın dediklerinde keşfedilmemiş bir yolun olduğunu o an göremeseniz de hissedin. Çünkü var...
Güvenli sularda yüzmek daha güzel dedi biri, ama istediğin sahillere çıkamazsın dedi diğeri.
İpleri koparmak için cesaret makası, o makası kullanmak için korkularından arınman, korkmaman için kendine emek vermen gerek. Sen olmak pek çok acıyı göze almaktır. Ama her ihtimalde sıradan olmaktan daha az acı verir.
Bana söylenenler çok da umurumda olmadı aslında, ben hep yapılanlarla ilgilendim. Eylem yoksa güç yok demektir, gücü verense amaçların ve ilkelerindir.
Evrenin yasalarına hizmet ettiğinde tüm dünya seninle işbirliğine girecektir. Bu karnavalı kaçırma.
Kendini yükseklerde görmekten beteri kendini iyi yerlere layık görememektir, potansiyelini değerlendirememek, zirveye açılan yollarda korkudan yürüyememek. Hele bir de öğretilmişse çaresizlik, cenneti sunsalar giremezsin içeriye. Bu gibi durumlarda düşünmemek ve sadece yapmak gerekir. Risk almadan dışarıya bile çıkılmadığını unutma, bir daha ki sefer hiç olmayabilir.
Benim için ne yaptın dedi, benim için neyden vazgeçtin ya da neyi değiştirdin hayatında? Bu soru bir ışığa dönüştü. Ve düşündü. Bir insan beklerken bunu bir diğer insandan, O beklemez mi? Derin bir kavrayışla vazgeçti bir günahından. Anlaşılmayı hiç beklemedi, gözleri kapalı sakin bir nefesle veda etti.
Bana göre huzurlu anlar kendini kasmadan sırt üstü denize uzanır gibi uzanmaktır hayata. Dalga yoksa tadını çıkarırsın anın, dalga gelirse diye endişelenmez, gelirse başa çıkabileceğin durumlar için antrenman yaparsın. Kazanmak kadar kaybetmenin de keyfini çıkarırsın. Başarıların içinde kimse yapmasa bile kendin şımartırsın kendini. Eğer istersen her şeyde ve herkeste ışıklı bir yön bulursun, eğer bunu başarırsan kolay kolay karanlıkta kalmazsın. Yol rehberlerin her yerde olabilir, bazen kötü kostümler bazen iyi kostümler giyerler, tek yapman gereken başka başka gözlükler kullanmaktır.
Anlamsızlığını yenmek için hayata geliş amacını bulmalı ve yerine getirmelisin. Kendini gerçekleştirmek budur. Onu bulmak büyük bir maceraya hazır olmaktır, size ezberlettikleri zorunlu bir yaşamdan çok daha fazlasına.
Değiştirebiliyorsan değiştirene dek uğraş yok yapamıyorsan sus.
Ve o bulanıklık senin zihnin ve yüreğinin yanılsamalarından ibaret. Hiç değilse fark et, başkalarını suçlayarak onu parlatamazsın. Başlangıç sensin. Fark et, o zaman her kayboluşunda kendini yeniden bulacaksın. Ve her buluşunda kendine biraz daha sen katacaksın.
İyi adamları değil, kötülere karşı koyabilen iyi adamları sevdim ben. Onlara saygı duydum. Anlatabildim mi? Onlar çok konuşmaz, onlar gerçekleştirirler, onların keskin gözleri vardır, göremediklerimizi görürler, onlar gösterişsizdir, çoğu zaman fark edilmezler. Onlar sihirli bir dokunuştur, hayatlarımızı değiştirirler. Onlar bilgidir, cesarettir, peki neredeler?
Tırmanırken ve yorgunluktan tüm kaslarınız titrerken hiç bitmeyecekmiş gibi ödediğiniz bedel, yarınlarınızın kuş tüyü yastığı olacak.
Alışkanlıktan yapıştığınız insanlar vardır hayatınızı kolaylaştırdıklarını sandığınız, oysa tam da onlardır istediğiniz yerde olamamanızın sebebi. Sınırlarınızı belirleyen o çitlerden kurtulun.
Deniz, bir balık olsam anca bu kadar severdim seni, kokunla, sesinle, dalganla, dinginliğinle, her şeyinle muhteşemsin.
Kendini zorladığın anların sonunda elde ettiklerindir, günü geldiğinde yaşamını kolaylaştıran. Ödül diye ben buna derim.
Beni ıslah edeceğini düşünenler oldu, en çok onlara güldüm. Kendi varlığının yokluğunu görmüş biri için sıradandı tüm yok oluşlar. Ve engel değil kamçı oldu üstü kapalı tehditler. Tek tedavisi karşılıksız sevgiydi, bilemediler. İşte tam da bu yüzden basitliklerle herkesleştiler.
Çizdiğin tüm sınırlar beyninde, suçlu arama.
Hep yarım yamalaktı aşklarım, çünkü ben sizler gibi her şey yolunda oyunu oynamadım. Yalnız kalırsam ne yaparım korkusuyla beni mutsuz eden insanlara yapışmadım ve hayatımda oldukları sürece sadık kaldım. Kendinizi sevemiyordunuz en başta beni nasıl sevebilirdiniz olduğum gibi. Hep sizin yaşantılarınızdı önemli olan, kurduğunuz yalan dünyanızda süslü roller verdiniz. Hep bir şeyler katmamı istediniz kendinizden hiçbir ödün vermediniz. Yine de yapmamam gerekenleri, hayatımda nelere ihtiyaç duymadığımı öğrettiğiniz için teşekkür ederim. Aşka dair umudumu hiç yitirmedim.
Çevrende kimlerin olduğu ya da miktarları hiç önemli değil, öyle ya da böyle tüm yaralarını kendin saracaksın nasıl olsa. Bu nedenle sahip olduğunu sandığın şeylere sımsıkı sarılmayı bırak, gevşe. Figüranken başrol, başroldeyken figüran oluverirsin, hepsi geçer işte. Ama dik dur, ama HAK YEME, ama sev, ama gülümse, ama mümkün olduğunca çok yara sar...
Yalnız kalmamak için nelere kimlere katlanıyorsun, yapma.
'Eğer birileri seni geleceğinde görmüyorsa, onları geçmişte bırakmanın vakti gelmiş demektir.
Bir kemanın namesiydi aramızdaki, biraz hüzün biraz neşe. Ve asla aynı sesi vermeyecekti başka ellerde.
Kendini kelimelere sıkıştırma dostum. Kelimeleri kendine hapis etme. Kelimeler uçar gider, yaptıkların ile yaşarsın. Yaptıklarındır önemli olan, hislerindir. Sonsuz olmak istiyorsan yaşa ve yaşat, büyük düşün küçük yaşa. Hepsi bu.
Yanlış seçimleriniz kaderiniz olmadan harekete geçin.
Hiçbir şey sizi incitecek kadar değerli değildir. Öyleyse bırakın ve ilerlemeye devam edin. Onlar anlamasın ve sevgisizlikle suçlasın sizi. Kalbiniz anlayacaktır.
Bir şeyi sadece canın istiyor diye yapmak seni mutlu etmez. Çünkü değerlerin kalbinin derinliklerinde unutuldukça onlara aykırı davrandıkça bir karabasan gibi sıkarlar göğsünü. Bunu en çok olur olmaz düşmeye başlayan gözyaşlarından anlarsın. Kimse anlamaz, istediğini yapıyorsun işte derler. Oysa gözlerindeki ışık terk etmiştir seni ve gülerken bile anlamsızdır hayat. Ta ki sen değerlerini hatırlayana dek, inandığın şeyleri. İsteklerin, arzuların değildir her zaman seni ayakta tutan. Bazı insanlar iyi kalmaya mahkûmdur, işte bunu gelip geçici, inançlarına ters her şeye veda ederek, değerlerince yaşamayı tercih edişlerinden anlarsın. Mucize gerçekleşir, ışık geri döner gözlerine, nerede görsen tanırsın. Rabbim ışığımızdan ayıracak şeyleri karşımıza çıkarmasın.
Hey sen! Duydun mu, sana sesleniyorum. Diyorum ki belki yarın yoksun. Çok değil birkaç saniye önce varsın ve sonra yoksun. Ne olurdu özlediğin bu hayata dair? Dur yardım edeyim; en sevdiğin birkaç yemek? Sıcak kumlar, deniz kokusu? Dostlarla sohbet? Diğer yarım dediğin aşkın? Evlat kokusu? Anan, baban, kardeşin? Saymak ne mümkün, öyle çok ki. E be güzel kardeşim, tüm bunların tadını çıkarmak için, ölmeyi mi beklersin? Dertlerin olacak elbet, peki hangi dert tüm özleyeceklerini karartmaya değer?
İnsan yaptığı işe âşıksa ne olur? Yaşamın getirdiği zorluklara göğüs germek için, düştüğünde kalkıp ilerlemeye devam etmek için, kendini ve başkalarını hatalarıyla sevmek için sebepleri daha çok olur. Ben işime aşığım çünkü hayata geliş amacımdan eminim. İlk kırk yıl kendim için yaptığımı şimdi başkaları için yapıyorum. Ne yapıyorsun derseniz; hayat yolunda bavullarını taşımalarına eşlik ediyorum.
Nereye gidersen git, bazı insanlar seni sevmeyecek, bunun için tek bir geçerli sebepleri olmamasına rağmen. Peki neden? Çünkü sen, onların küçük dünyalarında sana söyletmek istedikleri replikleri asla söylemeyeceksin. Ve bunun nedeni ölene dek sırrın olacak.
Hayatımdaki en değerli insanı kaybettiğimde henüz ilkokula bile gitmiyordum, kadere karşı koymayı, lanet edip bağırmayı, haksızlık karşısında öfke duymayı bilemeyecek kadar küçüktüm. İkinci değerlimi kaybettiğimde gençliğin ilk yarısındaydım, ölüme karşı savaşılamayacağını biliyordum. Başka bir yol bulmalıydım daha az acı için. O gün insanlara bağlanmamam gerektiğini fark ettim. Bunun için yıllarca uygulama yaptım ve haklıydım. Bağlılık sizi köleleştiriyordu, doyasıya sevmeli ama bırakma zamanını bilmelisiniz. İnsanlar gereksizce tutundukları için bir şeylere acılarını çoğaltıyor. Acıyı bu kadar sevmeyin.
Ne kadar darbe alırsa o kadar akıllanır insan diye bilirdik ama o darbelerin kafaya gelme ihtimalini düşünmemişiz.
Bazen karanlığın içinde küçük bir ışık göz kırpar, o an anlarsın rüyalarının içine seyahattesin.
Dünya kimsenin etrafında dönmüyor, er ya da geç öğreneceksin. Biri için her şeyken bir diğeri için bir hiçsin. Değer görmek istiyorsan önce değer vereceksin. Seçimlerinin bedelini ödemeyi göze alıp sorumluluğunu bileceksin. Korkuların senden korkacak, pişmanlıklara gülümseyeceksin. İşte böyle dostum yaşam oyununda dizlerin kanayacak, acımadı diyeceksin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder